« Önceki |

27/9/2009

Değişim Rüzgarları..

birşeyler yolunda deildi,Carolyna bunun açıkça farkındaydı ve işlerin ters gitmemesi için tanrıya fazla inancını kaybetmesine rağmen dua etmeye başlamıştı..Son 2 ayda tam tamına 20 tane sigara içmişti..Carolyna'ya göre sigara içmek çok kötüydü.Kendini zehirlemekti etrafındaki çoğu arkadaşı bu zehire çok önceden alışmışlardı..Carolyna ne kadar uğraşssada değişmemişlerdi..Acının doruklarındaydı artık,hissisleşmişti ve kalbini hissedemiyordu.Carolyna bir nefes aldı önce..ciğerleri yandı gözleri doldu ve ardından bir nefes daha çekti onsuzluğunun şerefine.Zehirlenmek artık onunda kanında vardı..oda istiyordu acı çekmek ve acılarını bir nefes gibi bir yerlere üfleyip içindeki her sıkıntıdan kurtulmayı.."hayır"dedi.."inancımı kaybetmemeliyim"peki ama nasıl?nasıl lanet olası Carolyna?artık içki içmek yaramıyordu,al işte birde sigaraya başladın..iyi mi oldu?Ne için peki?kim için?Melek yüzlü kız için mi?ah!evet..değişen melek yüzlü o mükemmel insana..Carolyna daha önceki yazısını okumuştu...4 ay zorunlu ölümcül bekleyiş son buluyor'du
o 4 ay 5 aya çıkmış,Carolyna hariç herkes umutlarını ve inançlarını yitirmişti.Carolyna çok büyük bir inançla beklemekteydi..ta ki bu günün bu saati ve şu saliyesine kadar...Hayata bağlanmak için çırpınan ben..artık hayattan pek bi beklentimin kalmadığını düşünmeye başladım..Hep böyle mi olmak zorundaydı?aşık olmak canımı yakmak zorunda mıydı?kendimi olmayan hayallere kaptırmak,o hayallerde yaşamak,ardından gözyaşlarına boğulmak ve tekrar umutlanıp beklemek..sadece inanç,umut..belki olur ne dersin?aynaya bak,bir kez daha aynı yalanı söyle kendine..o kadar düşmüşssün ki artık tatlı Carolyna,aynalara bile bakamayan bir insan olmuşssun..acımasızlığın,herkesi silip atman kendine de işlemiş sanki.Kendini de unutmuşssun karanlığında..kimsesizliğin dahada çoğalmış..hayır,intihara yönelik laflar değil bunlar,Carolyna ölmek isterdi ama bunu yapmıcak cesareti kendisinde bulamazdı,hem ölümden çok korkardı ki Carolyna.Hadi sabret..sabret...

17/9/2009

umutlar..

Carolyna artık uyuyamıyordu,gece geç saatlere kadar oturmak ona ilham mı veriyordu?hayır..çok uzun zaman olmuştu yazı yazmayalı..ve birazda zayıf hissetmeye başlamıştı kendisini..günler aylar oldu aylar yıllar..umutlar yitirilmedi "gelmiyor"lara inat..umut asla tükenmemeliydi ki zaten..Carolyna biliyordu..."doğru aşk"ın geliceğini biliyordu ve beklemektek başkada pek bi çaresi yoktu.."zaman"dedi "zaman herşeyin ilacıydı değil mi?"beklediğimize değicek değil mi sevgilim?her gece o soğuk yatakta sensiz uyanmak zorunda kaldığım günler geride kalıcak değil mi?canım yanıyor..çok yanıyor...

4/9/2009

yalan söyleme bana,canımı yakma..

Aşk'ın kelime anlamı nedir?sözlük anlamı?...sözlükteki anlamını bilmem.Ama benim "paranoya"larla bürünmüş dünyamdaki anlamını çok iyi bilirim.Aşk acı demekti.Çok büyük bir acı,her zaman tekrarlanan bir oyun,ve kaybedilen bir oyun..kaybetmek istemiyorum bu sefer..yalan mı söylüyor yoksa?
birisi birşey söylesin bana.
ağzını aç,bana inanabilmem için birşeyler söyle,bu dünyanın içindeki gerçeklikten bahset.Acıların,mutlulukların,umutların,umutsuzlukların,olan veya olamayan herşeyi...Sadece sessiz kalma bana.Sessiz kalmayın bana..Ölümden hiç korkan var mıdır?zifiri karanlık,bilinmeyen bir yer,sonsuzluk...çırılçıplak bedenine sadece toprak dökülmüş..yerin altındaki karanlığı kıskandıran bir karanlıktı toprağın rengi.
Sessizlik bozulsun,herşey eskisi gibi olsun..kişisel bir intihar düzenliyorum bugün.

30/8/2009

Karamsarlık,karamsarlık..

ben,..hep mutlu olmak istedim..aşk konusunda değil sadece.her konuda bana mutsuzsun diyen insanlara inat gülerek "bak ben mutluyum!"demek istedim her zaman.ama hiçbirzaman olamadım.hayat dediğim bu yerde yanımda olan kimse olmadı.hep tek başımaydım kötü zamanlarımda sadece ben vardım.tek,kimsesiz yanımda olucak kimse yoktu..neden olsunlar ki?ben hep mutsuzum,asla mutlu olamam.ama neden böyleyim?neden bende diğerleri gibi değilim?çözmeliyim artık bunu.ama olmuyor işte belki mutsuz olursam yanımda olmasını istediklerim yanımda olur...evet evet hiç düşünmemiştim bunu.acaba benim hep mutsuz olmamın sebbei sadece sevdiğim insanların o zaman yanımda olmasımı?sakinleşene kadar benimleler.sakinleştiğimde ise adım bile söylenmez onlar tarafından sadece konum geçerse..oda çok zor ya..aslında bende onlarda biliyor ki.ben çok güçlüyüm.onlar benim daha neler yapabiliceğimi görmediler bilmiyolar.güçlüyüm fakat artık cesaretim yok hiçbişeye..kimseye güvenmekte yok artık hem   neden güveniyim ki!birdaha kırılmak içinmi?ağlamak içinmi?artık öğrendim kimsemin olmadığını herzaman yalnız olduğumu.kendime zarar verdim dün gece...hayatı oyun gibi görmem öğretildi bana.canım sıkılınca vazgeçebilirim bu oyundan.gerçi tüm haklarımı zaten bitirdim..sadece oyun oynıyanları izliyorum..onlar önden giderken ben arkadan onlara bakıyorum.ama yalnızlığımla başa çıkmayı öğrenmeliyim.herkes beni hayal kırıklığına uğrattı.artık eskisi gibi değilim.insanlarla konuşurken daha bi garip oluyorum hatta hiç konuşmuyorum nerdeyse onlar bana soruyolar neden böyle olduğumu ama susuyorum hep susmak daha iyisi zaten.neden konuşıyım ki?ben onlar için hiçim.onlar sadece ben üzgünken vardır.o zaman severler beni.sonrada unuturlar..

30/8/2009

insanlar herzaman terkeder..


tam mutlu olmuşken yaşadıkların neler getirdiklerini düşündüm tam şu anda...birinin beni bu hayattan kurtarmasını beklerken,hayata tutunma inancı sıfırken,inançsızken...bir şekilde mutlu olmak için çırpınıp duruyorum.Nasıl geriye dönebilirim ben?nasıl yaşayabilirim bu karanlıkta?hayat çok karmakarışık,bi yandan mutlu ederken,bi yandan mutsuz edebilmeyi çok iyi biliyor.Yapılan hatalar,söylenen sözler,bitirilen herşey...bu kadar karmaşıklaşması herşeyin...insanı bir anda çok büyük bir boşluğa sokuyor.Orda bırakıyor,uyutmuyor,nefes aldırmıyor boş gözlerle saate bakmak..tik tak tik tak....ölüm sesini duymak!aynaya baktım boş ve yaşlı gözlerle ve o an anladım ki...herkez arkadaşlarının,ailesinin hatta en yakı dostlarını bile kendilerini tanıdıklarını iddia ederler ama kesinlikle yanılmışlardır.Herkezin kendi içinde hatta bazen kendisinin bile bilmediği bilse bile kimseye göstermediği bir yönü ve başka bir kimliği vardır.Ama bu sadece bununla sınırlı değildir,yaşadıklarımız ve hissettiklerimiz içimizin aynasıdır...içimizdeki kırılmış,hayata tekrar dönmek için çırpınan ve korkan gerçekliklerimiz!hayatta en sevdiklerimiz ve en nefret ettiklerimiz kendi aynamızdır...ve onlarla kavga ederken,onlarla ağlarken aslında kendimizle yapıyoruzdur bunları...hepimizin ihtiyacı olduğu kişiler vardır..ama onlar gelip geçicidir biz herzaman tekiz kimse herzaman her olayımızda yanımızda olmıyıcak kendi ayaklarımızın üstünde durmak zorundayız...insanlar herzaman terkeder bu bi son değildir..yeni bir başlangıçtır...